FORUM | Diksiyon KURSU  | Seslendirme KURSU  |  Reklam
SİTE İÇİ ARAMA
 

KONUŞMA
SANATI
DİKSİYON

Söz Söyleme ve
Diksyon

CAN GÜRZAP

Yönetmen
Tiyatrosuna
Karşı

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Sinema'dan Tiyatro'ya Muhsin Ertuğrul

Angara çayından Stanboul'a Türükçe...

Dil, bir ses organıdır ama sadece konuşarak değil;kuşaktan kuşağa okuyup yazarak,aktararak,dinleyerek ve yorumlayarak gelişir. Kültür dilde,dil kültürde saklıdır.Her dil kendi kültür ve ulusal coğrafyası içinde korunmalıdır.Anadiller de korunmak ister. Commonwealth(İngiliz Milletler Topluluğu) ve Francophone (Fransızca konuşan 52 ülke) aynı amaca hizmet etmekte dil ve kültürlerini korumaktadırlar.Türkçe,Ülke televizyonlarında yayınlanan filmlerde Amerikan İngilizce'si ile Amerikan Türkçe'si arasında paralellik kurarak, sakız çiğneyerek Türkçe konuşma eğiliminde olan insanların oyuncağı olmamalıdır.Genç ve yeni bir dil olduğu doğrudur ama Yeni Türk Harflerinin yazımı binlerce yıllık kültürün getirdiği bir dildir,lehçeler bağlı bulundukları bölgenin zenginliğidir ama harfi doğru söylemek ve doğru yazmak dilin vazgeçilmezidir. Dil kültürdür, kimse kültürünün oyuncak olarak kullanılmasına izin vermemelidir.Verenlere selam olsun...

Osmanlıca ; Türkçe , Arapça ve Farsça'dan oluşan 1000 yıllık Arap harflerini geride bırakarak, 1928 yılında Cumhuriyet Türkiye'si ile birlikte Latin kökenli Türk harflerine dönüşmüştü..Yeni alfabe dedelerimizin ve büyük annelerimizin öğrendiği alfabeyle çelişmişti, okuduğunu ya da konuştuğunu yazmak yeni kuşağın göreviydi belki de. Yeni Türk Harfleri ile ''Adab-ı Muaşeret Kaideleri'' de ''Hipokrat Yemini''de Türkçe okunup yazılabilecekti.
Altyapı büyüyerek Üstyapıyı belirlemişti. Bugün geldiğimiz ve içinde bulunduğumuz durum; Kanal patronlarını, taşeronları, işgörenleri,aracıları, dublajcıları, seslendirmecileri, seslendirmenleri,seslendirme sanatçılarını, seslendirmeyen ve seslendiremeyen sanatçıları, çeviren ve çeviremeyen, çevirmekte ısrar eden çevirmenleri ve çevirgenleri, spikerleri,perforecileri,spikerlik kurslarına katılanları, her geçen gün Türkçe seslendirme yapabilmek için çabalayanları, Türkçe Gönüllüleri Derneğini, Hakkı Devrim'i, Ali Atıf Bir'i, Engin Ardıç'ı, Hıncal Uluç'u ve daha bir çok altyapı ustasını yakından ilgilendirmektedir. Türkiye'de orijinal film seslendirme ve Türkçe'nin ticareti üzerine oynanan oyunlar yüzünden başlayan (buna kibarca, ''güç ve gülünç para savaşı''da diyebiliriz) ''TÜRKİYE SESSİZ KALMASIN KAMPANYASI'' çok yakında ''TÜRKİYE DİLSİZ KALMASIN KAMPANYASI'' na dönüşecektir. Bundan böyle Televizyon karşısında uydu kanalları gezerek vakit geçirenler AZERBAYCAN Türkçe'sine gülerken, çok yakında Ankara-İstanbul Türkçe'sine de gülmeye başlayacaklardır, başladık bile haberiniz yok mu? Sayın Reha Muhtar Hayvanat bahçesinde, elinde ki aynayla anüsüne bakarak gülen minik bir maymunu haber yapmıştı, Horoz aynalarınızı hazırlayın sıra bize geliyor...

Bugün Türkiye'de yapılan 90 dakikalık orijinal bir filmin Türkçe seslendirmesinde ''ses bükümlülüğü'' yeteneğini kullanıp beş ayrı rol seslendirerek,vergisi içinde 20 Milyon alamayan bir seslendirme sanatçısının gerçeği, sadece bu işi yapan insanın değil, Türkçe'nin ve üstyapı kurumlarının /dil, kültür ve meslek gerçeği haline gelmiştir. Kime ne ki? ''Bana ne'ci, -Aman sende'ci, -Okey canım by by'cı bir ''televizyon filmi'' kuşağını mı suçlayacağız bu darboğazda?... Boğaz deyince dil geliyor aklıma, bir de Çanakkale. Ne diyor Nazım Usta; ''Seni biz değil, buraya gönderenler öldürdü.'' Peki biz kendimizi ne zaman suçlayacağız, Ölürken mi?
Ya Panteist Marks haklı ya İlahi adalet, bekleyip göreceğiz. Avrupa Birliği ile birlikte gelişen yeni ticaret anlaşmaları yapılırken, ulusal coğrafyada yanlış ve eksik tercüme yapanlara ''eyvallah'' denir ancak..
Sürç-ü lisan âdet oldu, etti isek af ola!..

Bora Sivri

 

 
     

 
     

Türkçe
Diksiyon

 
     
 
     

 
      Hosting Hizmetleri