Antigone

Antigone

Antigone

( Thebai’de kral sarayının
önünde kardeşi İsmene ile konuşmaktadır)
ANTİGONE:
İsmene’m canım kardeşim
benim babamız Oidipus’un
mirası hiçbir acı,
kahır, utanç kaldı mı
Zeus’un yaşarken bize
tattırmadığı?
Şimdi de Kral bütün kente
buyruk salmış diyorlar, biliyor musun ne?
İşittin mi? En sevgilimizin başına gelecekten belki haberin
bile yok senin.
(İsmene:Bir şey duymadım ben, bilmiyorum.)
Sezmiştim böyle olduğunu, ondan çağırdım seni buraya,
sarayın dışına yalnız sen işitesin diye.
. . .
Kreon yalnız birini gömüyor ağabeylerimizin öbürünü
gömütsüz bırakıyor aşağılamak için.
Eteokles’in cenazesini doğru dürüst dua ile kaldırttı,
saygınlık içinde varsın diye
ölüler ülkesine. Ama onunla kucak kucağa can veren
Poluneikes’i kimse gömmeyecek demiş,
kimse yasını tutmayacak! Kardeşimizi böyle gömütsüz,
gözyaşsız leş kargalarına,
akbabalara peşkeş çekmiş tatlı bir şölen niyetine.
Anlıyorsun ya. Sayın Kreon’un buyruğu
seni de beni de yakından ilgilendiriyor… Özellikle beni.
Duymayanlar iyice öğrensin diye
kendi de geliyormuş buraya. Şakası yok, uygulanacak
emir. Yasağa karşı çıkan olursa,
halkça taşlanarak can verecek surlarda. Durum böyle,
günü saati geldi özündeki
mayayı görelim yaratılıştan soylu musun yoksa soylu
ataların yozlaşmış bir çocuğu mu?
. . .
Israr etmiyorum, yardımın eksık olsun, işine bak sen.
İlerde gönlünden kopsa bile yardımını kabul etmem artık.
Ben gömmeye gidiyorum ağabeyimi. bu uğurda ölsem ne gam?
Yan yana yatarız kardeşimle iki sevgili gibi, suçsa kutsal
bir suç benim ki.
Şu kısacık yaşamda dirilere yaranmaya değer mi?
Öte yandan sonrasızlık bekler beni ölmüşlerime adıyorum sevgimi,
sen ama yüz çevirip kutsal yasalardan gönlünce sürdür günlerini.

Sophokles