ANA SAYFA
.......aaaSESLENDİRME KURSLARI
SESLENDİRME ANILARI
BİR ZAMANLAR SESLENDİRME
YURT DIŞINDA SESLENDİRME
TÜZÜK
SİTE İÇİ ARAMA
 
  KİTAPLAR

 

KARAMANLI MR. MEHMED

Her yıl mayıs ayının ikici haftasında Türk Dil Bayramı Ve Yunus Emre’yi anma törenleri yapılır.Karamanoğlu Mehmet Bey nedeniyle törenler Karaman’da düzenlenir.Bundan tam 729 yıl önce 13 Mayıs 1277’de o ünlü fermanını vermişti.

’Bugünden sonra divanda,dergahta,bergahta,mecliste ve meydanda Türkçe’den başka dil kullanılmayacaktır.’’

Neden böyle bir ferman verme gereği duymuştu Karamanoğlu Mehmed Bey?Hem de bundan 729 yıl önce neden rahatsız olmuştu da kazandığı askeri zaferlerin yanına bir de kültürel bir zafer ekleme gereğini duymuştu?...O yıllarda Selçuklular,edebi dil olarak farsçayı,devlet işlerinde arapçayı kullanırdı.Halk ise kendi dilleri olan Türkçe’yi ve Farsçayı kullanıyordu.İşte tamda bu noktada Mehmed Bey ulus olmanın ilk unsuru olan dil birliğine inanıyordu ve Toroslar’daki tüm Türk boylarını toplayıp bu fermanı verdi.Ulus olmanın dil birliğini gerektirdiğini fark eden ilk Türk Karamanoğlu Mehmed Bey’di.

(Ancak Mehmed Bey bu fermandan 10 gün sonra ele geçirdiği Konya’yı eski sahiplerine bırakmak zorunda kalmıştır.)

Osmanlı’nın kuruluşunda ise dil Türkçe’dir.Beylikten imparatorluğa geçiş bir cazibe yaratmış ve İslam dünyasından gelen bilim,kültür,sanat ve devlet adamları Osmanlı içindeki etkinliklerini arttırmışlardır.Bunun sonucunda medreselerde kutsal dil olan Arapça öğretiliyor ve doğal olarak buradan çıkan kişiler bilgilerini Arapça olarak sunuyorlardı.Türk dili böylece bozuluyordu.

Osmanlı, Devlet Dili kavramını çok geç tanıdı, tanıdığı zaman da, Arap ve Acem dilleri bütün sözcük, terim ve kurallarıyla gelip Osmanlının diline yerleşmişti. Dilinin ne olduğu sorusu, Osmanlı’nın aklına ilk kez 1. Kanuni Esasi’nin düzenlemesi sırasında geldi. Uzun süren tartışmalardan sonra, Osmanlıca için şöyle bir tanım getirdiler: “Lisan-ı azbül beyani Osmani, Arabi,Farisi ve kısmen Türkiden mürekkeptir” Tanımda geçen “azbülbeyani” sözcüğü Arapça;tatlı söyleyişli, kuş ötüşlü dil anlamlarına geliyor.

"Bugün yapmak zorunda bulunduğumuz çok değerli bir iş daha vardır: Yeni Türk harflerini çabuk öğrenmek... Kadına, erkeğe, hamala, sandalcıya, bütün yurttaşlara öğretiniz... Bunu yurtseverlik, ulusseverlik görevi biliniz. Bu görevi yaparken düşününüz ki bir ulusun, bir sosyal topluluğun yüzde onu ancak okuma yazma bilir, yüzde doksanı bilmezse, bundan insan olanların utanması gerek."

Mustafa Kemal bu sözleri 9 Ağustos 1928 gecesi halka hitaben yaptığı bir konuşmada sarf eder.Bu konuşma öncesi 4 ağustos gecesi ilk kez yeni harflerle Başbakan İsmet İnönü’ye bir mektup yazar ve bu mektubu yine 9 Ağustos gecesi Falih Rıfkı Atay yüksek sesle okur.

1 Kasım 1928 de TBMM 1353 sayılı yasa ile 29 harften oluşan yeni Türk abecesini kabul eder.Bu ‘’HARF DEVRİMİ’’dir.Bu devrim işin başlangıcıdır.Bu sadece başlangıçtır Mustafa kemal için.Aslında başladığı nokta da burası değildir ve devam edecektir.’’Harf Devrimi’’ işin başlangıcıdır ve bunun devamı vardır.12 temmuz 1932 de Türk Dili Tetkik Cemiyeti’ni(sonradan Türk Dil Kurumu adını almıştır.) kurarak ‘’DİL DEVRİMİNİ’’ başlatmıştır.

Kısaca anlatmaya çalıştım ancak bu kadar kısa olabildi.Ben yazarken yoruldum bir de bu ‘’devrim’’leri yapanları düşünelim.Ne zor değil mi?...

Bir gün bu topraklar üzerinde ve özllikle Karaman’da ‘’Karamanlı Mr.Mehmed’’ yazısı görmek istemiyor isek bu memleket bizim ,daha çook,BİZİİİİM demeliyiz.
Aslında yazı tam yerinde.Bir şey demeliyim,bir şey demeliyim, demeliyim,demeliyim,....................liyizzzzzz!............
.

Mayıs 2006 tarihli yazısı


Her Ölüm Erken Ölüm



Sanki bugünlere sesleniyor,
uyarıyor,yol gösteriyor.



Her yıl mayıs ayının ikici haftasında



Seslendirme seslendirmen
seslendirme sanatçısı,
seslendirmeci


vamı




 

 


Copyright (c) 2006. seslendirme.org. All rights reserved.

Hosting Hizmetleri