Birlikte Çizelim 

Birlikte Çizelim

Birlikte Çizelim

KRISTIANSEN :  Merhaba. Çocuklar hep beraber filleri selamlayalım. (SES) Bu özel ilgimizin nedeni, fillerin çok büyük, yuvarlak, güçlü ve nazik hayvanlar olması. Birşeyleri tutmak için kullandıkları kocaman hortumlarını da unutmamak gerek. Haydi, Sumatra’daki fillere yapacağım ziyarette bana katılın. Evet, Sumatra’ya geldik. Burası Endonezya’da bir orman. Burada doğal ortamlarında bir sürü fil görebileceğinizi garanti ederim. Bu kocaman vahşi fillerin en büyük eğlencesi serin sularda dolaşmak, sürekli muz yemek ve aileleriyle zaman geçirmek.
Daha önce Norveçli kel bir karikatüristle tanışmamışlardır herhalde… Kurşun kalemlerim gerçekten çok ilgilerini çekti.
Vay, şimdi fil çizmeye hazır mısınız? Haydi!
Önce ihtiyacım olan renkleri belirliyorum. Mor, pembe, yeşil, sarı ve mavi. Morla başlıyorum. Şöyle güzel bir daire çiziyorum. Dairenin üstünden birkaç kere geçiyorum ki çizgiler belirgin olsun. Ve, üste küçük daireler çiziyorum. Bunlar filin gözleri olacak. Daireden dışarı doğru çizdiğim yayın ucunda filin burnu var. Sonra, geriye doğru bir yay daha çiziyorum, gözlere yaklaşıyor. İşte filin kocaman hortumu! Sonra, hortumdan dışa doğru bir çizgi çiziyorum, dönüyor ve tekrar hortuma geliyor. Aynısını hortumun öbür tarafında da çiziyorum. Şu güçlü dişleri görüyor musunuz? Sonraa, hortumun üstüne ufak kırışıklar… Filler, dünyadaki en büyük kulaklara sahiptir. Bu
birincisi. Ve işte bu da ikincisi. Filin yanına bir kol çiziyorum. Diğer kolunun nerede olduğunu merak mı ettiniz? Vücudunun diğer tarafında. Arkada kaldığı için onu görmüyoruz. Filin elinde üç tırnak var. Aşağıda filin ayakları olacak. İki eğri çizgi ve altında kalın, yuvarlak bir ayak. Ve diğer ayağı için aynısından bir tane daha çiziyoruz. Ellerinde olduğu gibi, ayaklarında da üç tırnak var. Son olarak, filin kuyruğunu çiziyoruz. Kısa ve ucunda bir püskülü var. Benim filimin adı Elvis ve Elvis çizmeyi çok seviyor. O yüzden hortumuna bir kalem koyuyorum.
Kolunun altında kağıtları var. Şimdi sıra gölgelere geldi. Biraz kulakların dışına, biraz hortumun ve dişlerin altına altına, vücudun gölgesi olarak biraz ayakların üstüne, biraz kağıtların altına, biraz da kuyruğa. Şimdi renklendirilmeye hazır. Önce Elvis’i sıcak bir şeftali pembesiyle boyuyorum. Renklerin belirgin olması için biraz uğraşıyorum. Sonra, hortumundaki kalemi kırmızıya boyuyorum. Aynı rengi Elvis’e güzel kırmızı yanaklar vermek için de kullanıyorum. Elvis’in altında güzel yeşil çimenler var. Çünkü Elvis, resmini yapacak çiçekler bulmak için kırlara çıkmış. O yüzden, etrafına çiçekler de ekliyorum. Bir tane de buraya. Şimdi Elvis mutlu oldu. Mutlu bir fil! Birkaç tane de ağaç… Ağaçları nasıl çizdiğime dikkat edin. Yukarıdan başlıyorum, aşağıya doğru iniyorum. Son olarak birkaç mavi bulut çiziyorum. ( 1. bölümden alınmıştır )



KRISTIANSEN Merhaba. Bugün bir at çizeceğiz. Ama herhangi bir at değil. Bizim atımız gerçek bir Norveç fiyort atı. Acayip dayanıklı. Benimle gelin, birlikte görelim onu.Ha hu huu! Bugün yüksek dağlara tırmandık ve Norveç’in kalbi sayılan Langedrag’a ulaştık. Burada çok sayıda Norveç hayvan cinsi yaşıyor. Ama şimdi, fiyort atlarını ve onlar hakkındaki en önemli konuyu öğreneceğiz. Bu fiyort atı, dünyanın en eski ve bilinen at soylarından birinden geliyor. Onlar sadece Norveç’in ulusal atları olmakla kalmıyorlar. Çok da güçlüler. Kuruboyalarınız hazır mı, hazırsa artık başlayabiliriz. İhtiyacım olduğunu düşündüğüm renklerde kuru boyalarımı seçiyorum. Sarı, siyah, turuncu, kırmızı ve kahverengi. Önce siyah kalemimi kullanıyorum ve büyük bir daire çiziyorum. Sonra küçük bir daire ve ardından orta büyüklükte bir daire daha. İşte fiyort atımızın gövdesi, başı ve burnu hazır. Başın içine iki yuvarlak göz çiziyorum. Sonra iki çizgiyle baş ve burun arasında bağlantı kuruyorum. Aynı şekilde, gövdeyle başı birleştiriyorum. Ne dersiniz, bir ata benzedi mi? Belki henüz değil. Başın tepesine iki tane büyük kulak ekliyorum. Başın altındaki çember ile kocaman bir gülücük yapıyorum. Sonra bu çizginin altına bir çizgi daha çiziyorum. Şimdi açık bir ağzımız var. Ağzın içine iki tane diş çiziyorum. Dişlerin arkasına da dili koyuyorum. Dil ile dişlerin arasındaki boşluğu siyah ile dolduruyorum. Sırada bacaklar var. Önce, öndeki iki bacağı çizip, bacağı toynak ile sonlandırıyorum. Ve aynını tekrarlıyorum. Bacaklardaki bu kıvrım, atımızın dörtnala koştuğu duygusunu veriyor bize. Sonra kuyruğa sıra geliyor. Koşabildiği kadar hızlı koşan atımızın kuyruğu havada sallanıyor. Aynı şey, yelesi için de geçerli. Yelesi de kırlarda uçar gibi koşan bir atın yelesi gibi dalgalanıyor. Şimdi artık boyamamızı yapabiliriz. Hazır mısınız? Sarı kalemle başlayalım, sonra gövde ve kuyruk için başka bazı renkler kullanacağız. Ardından biraz turuncu. Gövdenin üst kısmına ve kuyruğun ucuna. Bundan sonra, bazı yerleri kahverengiyle renklendiriyorum. Dil, kırmızı. Öte yandan burun, başka tip bir boyama işi. Burayı önce biraz kahverengiyle, sonra da orta kısımlarını siyahla boyuyorum. Sadece orta kısımları boyamamın nedeni, atımızın burnunun gerçek bir fiyort atınınki gibi olmasını sağlamak.Şimdi de sıra, yelede. Yeleye kahverengi ile çizgiler atıp, kenarından geçiyorum. Bedenin altında çabucak bir zemin oluşturuyorum. Eklediğim kahverengi yatay çizgiler, atın ne kadar hızlı koştuğunu gösteriyor. Ve son olarak, etrafa serpiştirilmiş bir kaç damla ter. Evet, iştee Heg hazır. Eveeet, çünkü onun adı Heg. At Heg, hazııır. Saatte binlerce kilometre koşmak için hazır.
( 6. bölümden alınmıştır
ORİJİNAL ADI: WILD ABOUT CARTOONS
Çeviren : Meral Erbil
Seslendirme Yönetmeni : Nursen Bayrakdar