Cibali Karakolu

Nejat Uygur Cibali Karakolu

Nejat Uygur
Cibali Karakolu

CAFER : Valla Allah razı olsun. Abey bize bi davetiye gönderdiler,
burda düğün varmış. Düğünde bizim asker arkadaşı var Sami Bey,
onun oğlu mu doğuruyor kızı mı sünnet oluyor. Bizde kalktık
düğünde yemekli, düğün yemekli diye de ben 15 gündür yemek yemiyorum.
Valla bir kişide çıkıp
bizi kapıda karşılamadı.

Ulen bende başkomsersem bu gece bu düğün karakolda biter. Ben neder
neder düğün evini karakola düşürürüm. Şimdi abey bak yolda geliyorum ya, yoldan böyle
geliyorum bak şimdi (..derken mizahsen verir).
Adam böyle yaptı maşşallah maşşallah be
başkomsere bak ne heybetli gidiyor.(mizahsen vererek..) Nasıl heybetli gitmem abey yanıyom
bende basur var abey.
Kollar da böyleya kollar da böyle, koltuğumun altında da kopek memesi 
çıktı aha böyle..
Neyse şimdik biz bunu mesele etmeyelim, biz bi evela tanışalım. Efenim

bendeniz beyoğlu emniyet amirliği birinci sınıf
başkomserliğinden.. kıdemli, kolumda çızıklar var.

Cibali karakoluna tayin edilen birinci sınıf başkomiser Cafer KISKIVRAK. Namıdeğer kemik kıran
Cafer. Allah elime kemik düşürmesin, hayret ediyorum 2 dakkada kıyma oluyo çıkıyo. Beni
Beyoğlu’nda basmadığım kumarhane basmadığım randıman evi kalmadı! Herhangi mühim bir
havadis olduğunda bana haber verirler, hırsızlık falan gibi. Ben şüphelendiğim zaman geceleri
asfaltta kendi gölgemi takip ediyorum. Geçenlerde bi kadının çantası çalınmış ağlıyo kadın. “Otur
abla!” dedim, “ne ağlıyon sen? Bak saatine.” Kadın saatine baktı 15 dakka sonra o kadının
çantasını çalan 25 tane hırsız buldum. Çantayı gösteriyorum 35’i birden böyle ediyor, “Ben
çaldım ben çaldım..” diyo her nedense ben anlamıyorum tabi.. Sıkıysa demesin görüyüm
bakıyım. Şimdi ben diyorum ki bunlar yemek yetiştiremediler, yoksa yemeğin kokusu falan
olurdu.. ( bu sırada düğüne Cafer’in eşi gelmiştir..) hehh.. bela geliyor heheey.. Bizim karı geliyor
be abi, bu karıyı da bana verirken yaktılar beni abey. Gündüz kız kardeşini gösterip gece bunu
verdiler bana abey. Hoşgeldin bebeğim otur bakayım. Sıfatını biraz asık görüyorum, bir sebeb mi
var acaba?


KAYNANA : Nermiiiin.. Yavrum hu huuu.. Kızııım. Ay canım yavruuuuum. Sabredememiş yatmış,
tıpkı annesi gibi. Yavrum, seni böyle görünce evlendiğim gün aklıma geldi. (rana güler)
Gülersiiiin.. Gül bakalım. Bende senin gibi gülmüştüm. Ama sen erkek milletini tanımazsın kızım.
Onları daima giyinik olarak gördün. Halbuki soyundukları zaman birer faciadırlar yavrum facia..
Canım yavrum, biraz sonra istikbalin annesi olarak milli olacaksın. Sakın küme düşüyüm deme.
Korkma evladııım korkucak bir şey yok. Şayet korkarsan kapının önünde bekliyorum. Anne diye
çağır sana yardıma gelirim. Ne diyim güzel kızım, seni böyle görünce içim parçalanıyor ana kalbi
dayanır mı buna? Allah sana kuvvet versin yavrum. Allah afiyet versin. Allaaaahh nasıl bilirse öyle
yapsın. Sık dişiniiiiii bitir işini kızım.
( Rana gülerek yataktan kalkar.. Turgutta hemen içeri girer.)

*****

Henri Keroul ile Albert Barre’ın yazdığı ve ilk kez 1904 yılında Fransa’da sahnelenen
Nuits de noces (Zifaf Gecesi) adlı üç perdelik bulvar komedisinden uyarlanmıştır.
Burada yer alan tiradlar Nejat Uygur uyarlamasından alınmıştır.