ÇİÇU

aziz-nesin-cicu

 

 

 

 

 

 

Şimdi söyleyiniz bakalım, pek sayın Bayan Çiçu, ben size ne yaptım da bana darıldınız ? Size kaba bir söz mü soyledim? İncitecek, kırıcı bir davranışımı hiç hatırlamıyorum. (Miyavlayan Lami’ye) Lami , şimdi de sen mi başladın, sus be… Aaa, bunlardan da hiç rahat yok, iki laf konuşturmuyorlar adama… Biri susar, biri başlar. (Ciçu’ya) Söyle, yoksa kıskançlık mı?.. Sen benim biricik sevgilimsin, ilk ve son sevgilim. İnan bana Çiçu hayatımda senden başka , ne kadın , ne sevgili , ne arkadaş , ne dost var ; her şeyim sensin benim… (Lami’ye) Sus Lami, nedir sizden çektiğim be, hepinizden bir türlü… Aaa , bıktım artik… (Çiçu’ya) Senden öncekiler mi ? (Susma, sonra büyük üzünçle) Senden öncekiler… Onlarin hepsi de beni yalnız, yapayalnız, bıraktılar, beni sensin cansız kollarina attilar Çiçu… Senin ruhsuz teninde avunmak, yüreksiz göğsüne sıgınmak istiyorum… Seni kendi soluğumla şişirip yalıÜünız kendime için yaşatıyorum, isteyince de içindeki havanı boşaltıp seni öldürüyorum. Ben sevmeden yaşayamazdm ki Çiçu… Sevmeden geçenler, yaşanmamış günlerim… Yıllardır seninleyiz işte, böyle başbaşa, yanyana, hep böyle kalacağız… (Daha büyük üzünçle) Sen öbürlerine benzemezsin, hiç, hiç benzemezsin. Sen onlar gibi beni benden itmezsin, beni kendimden atmazsın, anlayışsızlık nedir bilmezsin, kıskanmazsın, kavga etmezsin, ihanet edemezsin… (Gözleri yaşarır) Canın yok senin, ruhun yok, dilin yok… Konuşamazsın, gülemezsin, ağlayamazsn, sevinemezsin… Senin yerine ben gülüyorum… (Yaşlı gözleriyle gülümser) Senin yerine ben konuşuyorum., senin yerine ağlıyorum gerekirse… Seninle öyle mutluyum ki… (Sarılır Ciçu’yu iki kolu arasına alır.) Benim sarışın bombam… (Cilvelenerek) Hanimiş , hanimiş benim Çiçum… (Miyavlaması duyulan Lami ‘ ye) Dur be Laml… Sırası mı şimdi… Ben kendime hiç zaman ayiramıyacak mıyım sizden… Sanki geberdin açlıktan, öff, hiç rahat yok… Aman, dur, dur geliyorum işte… (Lami’nin yemeğini vermek için sağdaki kapıdan çıkar, miyavlama, kesilir, az sonra döner) Koca parça ciğeri yedi yuttu… Yaa , işte böyle Bayan Çiçu, aramızda kiskançlik yok. Sen benim için dünyanin en sevimli kadınısın. Sen benim vazgeçilmezimsin, cayılmazımsın… (Sarılır, öper) İyi ama neye hala surat asıyorsun? (Duvarlara bakınır) Haa, anladım… Duvarda asılı kadın resmini göstererek) Yoksa bu mu, onu mu kıskanıyorsun? Kıskanç çocuk… Ayol o benim halam, halamin resmi… Çoktan ölmüş olan halamı da kıskanacak değilsin ya… Peki, peki… (Divana çıkarak, asılı resmi ters çevirir Çiçu’nun yanına gelir, çenesini tutar.) Şimdi de sana bir süprizim var sevgilim… (Çabuk gider, el çantasından bir kadife kutu, kutu içinden bir kolye çıkarır, Ciçu’nun boynuna takar, uzaklaşıp bakar) Çok, çok yakıştı Çiçu… Beğendin mi canım? Teşekküre değmez. Birşey değil. Sen çok daha değerlisine layıksın. (Kafese bakarak) Dur şu Yumuş’un da yemini, suyunu vereyim, ondan sonra rahat rahat konuşuruz (Sağdaki kapıdan çıkar, Yumuş’un yemini, suyunu getirir, sandalyeden çıkıp yemi, suyu koyarken Yumuş’ la konuşur.) Acıktın mı Yumuş’um, sarı Yumuşum benim.

AZİZ NESİN