HÜRREM SULTAN

hurrem-sultan

 

 

 

 

 

 

 

KANUNÎ : (Tahttan iner.) Şimdiden bilmen iyi olur diye söylüyorum. (Oğluna doğru yürür, ona söylediği her sözü kendi hayatının tecrübelerinden çıkarıp söyler gibidir.) Seni seven dostların gün gelecek senden yılacak, yılgın insan artık sevemez. Gün gelecek karın kendini sana verirken hissedeceksin ki, eski karın değil, o bile daha bir hesabî olmuş, bazı çıkarlarını düşünmekte… Bir kadın bu kadar hesabî olmaya başladı mı, kadın olmaktan çıkmıştır oğul, sana eski zevki veremez. Gün gelecek karındaşlarını karşında sana düşman göreceksin. Dinimizde düşmanın katli vaciptir, ama bunlar senin karındaşların, âlicenap olman gerek, fakat âciz değil. Rahim olman gerek, fakat zayıf değil. Temkinli, uyanık, hassas olman gerek, fakat evhamlı değil. (Bir an sükut. Kanunî pencereye doğru yürür, dışarıyı seyretmeye koyulur, âdeta yüzünü oğlundan gizler gibidir.) Gün gelecek oğlunu bir başka gözle göreceksin. (Mustafa irkilir.) En kötüsü de bu. Hayatına sebep olduğun insanın senin hayatına kastedeceği korkusu. Ölüm harp meydanlarında kırk bin şekle bürün-se, kırk bin türlü önüne çıksa, bu kadar korkunç olamaz. (Acı bir sesle) Ben bunu gördüm oğul, ben bunu yaşadım, ben bunu bilirim. Bu hislerimizi şimdiye dek kimseye açmamıştık. Babam cennetmekân Selim Han kendi babasını tahtından ederken içimde bu kırılışı duydum. O zaman küçüktün sen, el kadar bir bebek. Bir gün büyüyeceğini düşündüm, büyüyüp bir erkek olacağını, şimdiki gibi güçlü, kuvvetli bir erkek. Sonra karşıma dikileceğini düşündüm. Gençlik sende kuvvet sende bir çekişte tacımı başımdan çekip alabileceğini düşündüm. Ya… işte böyle oğlum. Küçücük bir bebektin sen henüz. Hatırlayamazsın. (Acı bir gülüşle) Ne yaptım bilir misin? Beşiğinden kaptığım gibi seni duvardan duvara çalmak istedim. Ama o kadar masum bir duruşun vardı ki kucağımda, usulcacık beşiğine yatırdım ve ilk defa o gün öptüm seni. Galiba sadece bir hükümdar olmayıp, bir baba olduğumu da o gün keşfettim. Haydi artık git. (Mustafa çıkar, ışıklar bu tarafta sönerken Hurrem’in has odasında yanar.)

Yazan  : Orhan Asena

****

KANUNÎ : (Tahttan iner.) Şimdiden bilmen iyi olur diye söylüyorum. (Oğluna doğru yürür, ona söylediği her sözü kendi hayatının tecrübelerinden çıkarıp söyler gibidir.) Seni seven dostların gün gelecek senden yılacak, yılgın insan artık sevemez. Gün gelecek karın kendini sana verirken hissedeceksin ki, eski karın değil, o bile daha bir hesabî olmuş, bazı çıkarlarını düşünmekte… Bir kadın bu kadar hesabî olmaya başladı mı, kadın olmaktan çıkmıştır oğul, sana eski zevki veremez. Gün gelecek karındaşlarını karşında sana düşman göreceksin. Dinimizde düşmanın katli vaciptir, ama bunlar senin karındaşların, âlicenap olman gerek, fakat âciz değil. Rahim olman gerek, fakat zayıf değil. Temkinli, uyanık, hassas olman gerek, fakat evhamlı değil. (Bir an sükut. Kanunî pencereye doğru yürür, dışarıyı seyretmeye koyulur, âdeta yüzünü oğlundan gizler gibidir.) Gün gelecek oğlunu bir başka gözle göreceksin. (Mustafa irkilir.) En kötüsü de bu. Hayatına sebep olduğun insanın senin hayatına kastedeceği korkusu. Ölüm harp meydanlarında kırk bin şekle bürünse, kırk bin türlü önüne çıksa, bu kadar korkunç olamaz. (Acı bir sesle) Ben bunu gördüm oğul, ben bunu yaşadım, ben bunu bilirim.