tiyatro-maskKÖŞEBAŞI
KAHVECİ : Limonlu bi rakı olsa hepsinden iyi. Dün gece yine karıştırdık.
Canına yandığım! Şimdiki rakıların hepsi ispirto. Kamanatoya koy, yak. Adamın yüreğini yakıyor.
Biraz meze falanda atıştırdık. Gece yarısı kalktım, destiyi başıma, lık, lık, lık. İçtikçe suyu, tutuyor
meret şey! Ah, o eski cıbra rakıları. Gözünü sevdiğim! Bir kilo, iki kilo çek; bi şey olmaz. Demir gibi olursun; adamı besler.

Öyle olmasa, biz çoktan boylardık tahtalıköyü. Hey gözünü sevdiğim, hani o
rakılar? Balta Mehmet Bey vardı bizim, rahmetlik, öyle derdi: rakının iyisi yakmaz;

tulumbaya koyup yangına sıksan, hemen söndürür.

Mehmet Bey, hani, bizim tulumbanın reisi idi. Zengin adam! Vız gelir
O’na dünya! Bir yangın oldu mu, ceketi hemen fora. Yay gibi, lastik gibi bir adam. Eh, biz de, ne olsa yavrum, tulumbadan yetiştik. Yemeniyi çektin mi, neresi olursa olsun, Cibali, Kara gümrük, Davutpaşa, Kadırga.(coşar)
Heeyyy! Geliyor imanım Rüstem paşalılar! Fener önde, Mehmet Bey boruyu öttürdü mü, kızaktan
çekilen kayık gibi tulumba, fısss. Hadi denize, yangın yerine!
Geç şimdi bunları. Yap bana ‘bir’ okkalı!
Yazan : Ahmet Kutsi Tecer