YAŞLI BİR AKTRİS İÇİN DOSTOYEVSKİY’NİN DULU ROLÜ

Tirad Örneği

Tirad Örneği

SES : (Daha yüksek sesle çığlık atarak)
Hayır! Yapma! Temizlenmiş bölge! Yaklaşma! Olmaz!
(Aniden şefkatle) Kendim teslim edeceğim. Ama biraz sonra.
Azıcık daha ellerimde dursun. Ah, bu yayını nasıl da severim…
(Fısıldanarak) Ölümümden hemen sonra basılmış bir yayın bu… Bak, burada bir el yazısı var…
Biri birine bu kitabı hediye etmiş… Vay canına!… Bu ne be? Burada Stanislavskiy mi yazıyor?
Yapma yahu!… Sana mı hediye etti?… Sen bu kadar ünlü biri misin? Olamaz!
Bu kadar ünlü olsaydın, seni tanrının bile unuttuğu bu lanet ve dandık huzur evine gönderemezlerdi ki…
(Kadın çok cesur bir şekilde kanepeye yaklaşır) Yapma! Ben kendim vereceğim!
(Kanepenin altından kadına doğru kitap kayar. Kadın eğilmeye zorlanır ve kitabı yerden büyük güçlüklerle alır)
Her neyse, ne kadar meşhur ve ünlü olursan ol, seni yine de tanıyamadım. Ben tiyatroya filan gitmem…
Daha çok birahanelere giderim. (Aniden fısıldamaya başlar) Ne tesadüf ama?
Böyle tesadüf olamaz! Sen bir tiyatro oyuncususun
Fedya’yı seviyorsun ve buraya onun en mistik romanlardan birini,
“Kumarbaz”ı, yani benim en sevdiğim romanı getiriyorsun.
Bu romanın üzerinde ne uzun süre işkenceler çekerek felsefe (paralamıştım) yapmıştım…
Tanrım… Şimdi oldu… Şimdi seni ilk gördüğümde neden
parçalamadığımı, bölgeme ayak basmanı kabul ettiğimi anladım. (Daha hafif sesle)
Ben seni sezdim be moruk… Zaten önemli olan her şeyi önceden sezerim…
Bir ara ben… Daha doğrusu. O… Fedya yani…
Dostoyevskiy, bu konuda şöyle yazmıştı: “Ben hiç bilmediğim bir şeyi acayip bir
şekilde bekleme durumundayım (halindeyim)… Sanki bir hastalığa tutulmuş gibi.
Bana öyle geliyor ki, bir az sonra ben çok ciddi ve önemli bir şey yaşayacağım.
Belki çok sessiz, belki de çok gürültülü ve gaddar.
Ancak her ne olursa olsun, o yaşanacak olan kaçınılmaz olandır.