Caligula 

Tiradlar

Tiradlar

 

Caligula :

( Caligula aynada kendi kendine…)
Caligula! Sen de suçlusun!
Ha biraz fazla, ha biraz eksik, öyle değil mi?
İyi ama, suçsuz insanın
bulunmadığı şu yargıçsız dünyada kim göze alacak beni
yargılamayı? Görüyorsun ya, Helicon geri dönmedi. Ay’ı ele
geçiremeyeceğim. Ah ne acı şey, haklı olup da ölene dek bu
yolda yürümek zorunda kalmak!
Evet korkuyorum ölümden. Kılıç sesleri! Lekesizlik utkuya
hazırlanıyor. Neden onların yerinde değilim? Korkuyorum! Ne
tiksinç şey, başkalarını küçümsedikten sonra kendini de aynı
korkaklık içinde bulmak. Ama önemi yok. Korku sürmez. Az
sonra insanın yüreğini erinçle dolduran o büyük boşluğa
kavuşacağım.
Ne de karışık görünüyor dünya! Oysa her şey nasıl da yalın!
Ay’ı ele geçirebilseydim, sevi yeterli olsaydı her şey
değişecekti. Peki ama nerede gidermeli bu susuzluğu? Hangi
yürek, hangi tanrı verebilir bana göller dolusu suyu? Ne bu
dünyada ne de ötekinde beni doyurabilecek bir şey var. Oysa
biliyorum ki (ağlayarak parmağını aynaya uzatır) sen de
biliyorsun ki olanaksızın olması yetecekti.
Ey olanaksız! Dünyanın ve varlığımın sınırına giderek aradım
seni. Ellerimi uzattım. Elimi uzatıp karşımda hep seni
buluyorum, oysa sana karşı da içim hep kin dolu. İzlenmesi
gereken yolu bulamadım, hiçbir yere varamıyorum.
Özgürlüğüm de pek iyi bir şey değil Ah Helicon! Hala hiçbir
haber yok! Öfff ne ağır bir gece! Helicon dönmeyecek:
Sonsuza dek suçlu kalacağız! İnsan yüreğini saran acı kadar
acı bir gece!
Albert Camus