Cesaret Ana ve Çocukları

Cesaret Ana ve Çocukları

Cesaret Ana ve Çocukları

Bertolt Brecht’in başyapıtlarından biri olarak kabul edilen Cesaret Ana ve Çocukları, savaşın acımasızlığını ve insan doğasının çelişkilerini derin bir şekilde ele alan bir tiyatro oyunudur. 1939 yılında yazılan eser, Brecht’in epik tiyatro anlayışının en güçlü örneklerinden biri olarak öne çıkar. Oyun, Otuz Yıl Savaşları sırasında geçer ve seyyar satıcı Anna Fierling, yani “Cesaret Ana” ile üç çocuğunun hikâyesini anlatır. Anna, savaşın yarattığı yıkımın ortasında geçimini savaş ekonomisinden sağlar; arabasıyla cephe cephe dolaşarak asker ve sivillere mal satar. Ancak ironik bir biçimde savaşın ona kazandırdığı geçim kaynağı, aynı zamanda çocuklarının birer birer yitip gitmesine sebep olur. Brecht, bu çelişki üzerinden savaşın bireylere ve toplumlara verdiği zararları çarpıcı bir dille gözler önüne serer. Cesaret Ana ve Çocukları, yalnızca bir annenin hayatta kalma mücadelesini değil, aynı zamanda savaşın sıradan insanlar üzerindeki yıkıcı etkilerini simgeler. Oyun boyunca izleyici, bir yandan Anna’nın pragmatik tutumunu anlamaya çalışırken, diğer yandan onun kararlarının yol açtığı trajedilere tanıklık eder. Brecht’in “yabancılaştırma efekti” bu eserde yoğun bir şekilde kullanılmış, seyircinin karakterlerle özdeşleşmesi yerine sorgulaması amaçlanmıştır.
Eser, sahnelendiği her dönemde güncelliğini korumayı başarmıştır. Çünkü savaş, sömürü ve insani değerlerin kaybı, farklı zamanlarda ve coğrafyalarda benzer acıları yeniden üretir. Cesaret Ana ve Çocukları, bugün hâlâ izleyiciye savaşın yıkıcılığına karşı güçlü bir eleştiri sunan ve insanı kendi ahlaki seçimleriyle yüzleştiren evrensel bir klasik olarak tiyatro repertuarındaki önemini sürdürmektedir.

Cesaret Ana ve Çocukları
Cesaret Ana ve Çocukları

 

ANA – Yazık oldu komutana… yirmi iki çift çorap.
kaza diyor herkes.
Sis sebep olmuş. Komutan alaylardan birine, “ileri”, diye
bağırdıktan sonra atını geriye doğru mahmuzlamış.
Ancak sis dolayısıyla şaşırıp cepheye dalmış.Ve kurşun yemiş…
Kala kala dört fener kalmış… Ve kurşunu yemiş.
(Arkadan bir ıslık sesi işitilir. Cenaze
töreninden kaçan erleri görür. Tezgaha girer)
Ayıp, ayıp, komutanın cenaze töreninden
kaçılır mı? Yağmurdan kaçıyorlar.
Üniformanız ıslanır tabii. Söylentiye göre, cenazede
çan çalmak istemişler, ama sağken onun emriyle kiliseler
kapandığı için zavallı komutan mezara indirilirken çan sesi duyulmayacak.
Büsbütün garip gitmesin diye üç pare top atacaklar…
(İçki isteyen askerlere) İçki istiyorsanız paraları sökülün önce.
Yoo… çamurlu çizmelerle çadırıma giremezsiniz!
Yağmur yağsa da yağmasa da dışarı da zıkkımlanacaksınız.
Yalnız subayları içeri bırakıyorum. Komutan son zamanlarda
epey sıkıntı çekmiş, maaş ödeyemedeği için.
İkinci Alay’da karışıklık çıkmış. “Din uğruna savaşıyoruz, para isteyemezsiniz”  diye kestirip atmış. 
(Cenaze marşı duyulur)  
Acırım böyle komutanlara, imparatorlara.
Belki de ileride kendilerinden bahsettirecek
heykellerini diktirecek şöyle özel bir şey yapmak isterlerdi;
örneğin dünyanın fethi
gibi, bu bir komutan için yüce idealdir,
zaten başka bir şeyi de beceremezler. Kısacası,
kıçı çatlayıncaya kadar çalışır, didinir, ondan sonra da,
hayatta bir bardak biradan ya da iki laklaktan
daha yüce bir ideali olmayan aşağılık halk gelip yaptıklarının içine
eder. Onların bütün güzel planları, yöneticilerin basitlikleri
yüzünden hep berbat olmuştur. Çünkü, imparatorlar hiçbir şeyi kendi
başlarına yapamazlar. Halkın ve askerlerinin desteğine muhtaçtırlar.
Haklı değil miyim? Savaş bitecek mi dersiniz?
Laf olsun diye sormuyorum, hani ucuz mal var da,
alıp depoya koysak mı diye soruyorum.
Ama savaş biterse, onları atmaktan başka çare kalmaz.
Oyunun Adı: Cesaret Ana ve Çocukları
Yazan: Bertolt Brecht

 

 

LÜTFEN YORUM YAZMAYI UNUTMAYIN

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir