Hırçın Kız Tirat
William Shakespeare’in en canlı komedilerinden biri olan Hırçın Kız, yüzyıllardır sahnelerde yeniden yorumlanan güçlü bir karakter çatışmasını merkezine alır. Oyun, aşkın romantik yüzünden çok güç ilişkilerine, toplumsal beklentilere ve bireyin özgürlük arayışına odaklanır. Shakespeare’in keskin mizahı ve hızlı diyalogları sayesinde eser, yalnızca bir dönem komedisi olmaktan çıkarak insan doğasına dair zamansız bir gözleme dönüşür.
Oyunun merkezinde yer alan Katherina, toplumun “uyumsuz” olarak tanımladığı güçlü iradeli bir kadındır. Sert tavırları, sivri dili ve kurallara meydan okuyan davranışları nedeniyle çevresindekiler tarafından dışlanan Katherina, aslında oyunun en derin karakterlerinden biridir. Onun karşısında yer alan Petruchio ise zeki, inatçı ve sıra dışı yöntemlerle hareket eden bir adamdır. İki karakter arasındaki gerilim, oyunun hem komik hem de düşündürücü yönünü oluşturur. Shakespeare, bu çatışmayı yalnızca bir aşk hikâyesi olarak değil, aynı zamanda dönemin kadın-erkek ilişkilerine dair ironik bir eleştiri olarak işler.
Bianca karakteri ise Katherina’nın tam tersi bir görüntü sunar. Sessiz, zarif ve toplumun beklentilerine uygun tavırlarıyla birçok talibin ilgisini çeker. Ancak oyunun ilerleyen bölümlerinde görülen yüzeysel ilişkiler, Shakespeare’in görünüş ile gerçeklik arasındaki farkı ustalıkla kullandığını gösterir. “Hırçın Kız”, mizahın ardına saklanan sert toplumsal sorularıyla bugün hâlâ tartışılan, sahnelendiği her dönemde yeni anlamlar kazanan etkileyici bir tiyatro klasiğidir. Türkçede Hırçın Kız diye bilinen eserin orijinal adı The Taming of the Shrew.

Hırçın Kız Tirat :
KATHERINA :
Yazık, yazık, bırak şu tehditkâr, gayritabii kaş çatmaları,
Efendini, kralını, sana hükmedeni yaralayacak
Şu kibirli bakışları fırlatmaktan vazgeç.
Çayırları kemiren kırağı gibi, güzelliğini lekeliyor onlar,
Kasırgaların güzel goncaları savurduğu gibi,
Senin şanını mahvediyor, sana hiç yakışmıyor.
Öfkeli bir kadın suyu bulanık akan bir çeşme gibidir,
Çamurlu, çirkin, karanlık ve güzellikten yoksun.
O böyle oldukça, erkek susuzluktan kupkuru kalmış da olsa,
Ne bir damlasını tatmayı, ne de elini sürmeyi kabul eder.
Kocan senin efendin, senin hayatın, senin koruyucun,
Ailenin başıdır, senin üstündür: Sana bakar,
Ve seni geçindirmek için kendini tehlikeli işlere atar,
Sen sıcacık evinde tehlikelerden uzak rahatça yatarken
O didinir durur, hem denizde hem karada
Geceleri gözünü kırpmadan fırtınalarda,
Gündüz soğuk havalarda.
Bunlara karşılık yalnızca tatlı söz, güler yüz
Ve gerçek itaatten başka beklediği bir şey yok…
Büyük bir borca karşılık küçük bir bedel.
Tebaanın krala borçlu olma görevi neyse,
Eşin de kocasına olan görevi budur;
Kocasına ters, inatçı, tatsız, hırçın davrandığında,
Haklı isteğine itaatsizlik gösterdiğinde,
Sevgili efendisine karşı kötü kavgacı bir asiden,
Adi bir hainden başka başka ne olabilir?
Kadınların diz çöküp barış yapacakları yerde,
Kavgaya kalkışmaları;
Hizmete, sevgiye ve itaate bağlanacakları yerde,
Saltanat sürmeye göz koymaları beni utandırıyor.
Bizim bedenlerimizin yumuşak, zayıf ve düzgün olması,
Dünyada didinip üzüntüye gelmemesi,
Huyumuzun, yüreğimizin bedenimizle uyumu
değil de nedir?
Hadi hadi, aksi, güçsüz solucanlar,
Benim aklım da ikinizden birinin aklı kadar çok
Cesaretim de var, mantığım daha da ileri,
Söze sözle, meydan okuyana
meydan okuyacak kadar hazırdı;
Ama şimdi anlıyorum ki mızraklarımız
saman çöpünden farksız,
Gücümüz o kadarcık, en fazla göründüğünde bile,
Kıyas kabul edemeyecek kadar azdır.
Öyleyse, gururunuzu bir yana bırakın,
Çünkü hiç yararı yok bunun,
Ellerinizi kocalarınızın ayakları altına koyun.
Eğer kocam izin verirse, o itaati göstermek için
Elim görevini yapıp onu memnun etmeye hazır.
Yazan : William Shakespeare,
Çeviren : Özdemir Nutku
İş Bankası Yayınları














