Mahmut ile Yezida 

mask-tirad

 

KEBlK: Ula sen Havvas ağanın buyruğunu geri çevirirsen bu köyde daha barmıram sanırsın? Vazgeç bu köyden, bu ahalide seni kabul edecek köy bulabilirem sanırsın? Hangi ağa, kendi ağasının buyruğundan çıkanı, köyüne konuk deyi kabul eder? Hangi kapıda itibar görürsen? Hangi kapıda ekmek yersen? İşin bir de bu cihetini düşün Mahmud. Senin o bulanık aklın bunlara er-miyi mi? Yakma delikanlılığını! Bozma ocağını! Bak, köy dairelemeye gelmedin, ağamız unuttu. Unuttu göründü. Bir de buyruğunu yerine getirmezsen, seni ne bu köyde, ne bu ahalide banndınr. Bunu böyle bilesin. Ve aklını başına devşiresin. Şimdi gidesin ve bir zaman düşünesin. Sana bir gece mühlet. Bizi müşkül durumda bırakmayasın. Yarın sabah, tez vakit bana son sözünü söyleyeceksen. Ve ben de ağamıza muş-tuyu götürecağım. Düşünesin ki, Havvas Ağaya “Bu iş oldu!” demişimdir bir defa. “Bunu böyle bilesiniz” demişimdir. Ve sen de bilesin ki, bu senin ağabeyin Kebik’in verdiği sözü geri aldığı görülmemiştir. Senin ağabeyin olmadan önce ağanın hışmıyım ben gayrı. Ağanın buyruğu Allah buyruğudur gözümde, ve de bütün köyün gözünde. Bunu böyle bilesin. Var git şimdi. Geç vakit olmuştur, Eyşan anamın gönlüne merak dolanmaktadır.


EYŞAN: Sağol ata kişi, ağzın bal yesin.
Aklım zengin değildir. Lakin bu iş yüreğimi kana bulamıştır, yüreğim temizdir; lakin gayrı kandan görünmez. Asi olmuşamdır hem kendime, hem törelerime. Asiliğim nedir ya? İsterem ki oğlum yasaya, kızım yasaya. Hepsi budur asiliğime sebep. Mahmud’um devrildi gitti. Bir gecede olan saçım ağardı. Oğlumun kesik eli köyünüze hudud oldu. Lakin ben huzurunuza gelmekten yılmamışem. Şimdi diyem ki ben siye: Törelerimizi aklımızın tartısına yeniden vurak. Ve gayn Mahmud’um gibi yiğitler ölmeye, Yezida gibi cerenler can çekişmeye. İşte bütün diyeceklerimin mayası budur. İzniyiz olursa, bir çift lafım da Yezida’ya vardır. Yezida, yiğit kızım benim, cerenim benim. Bunca zaman bir başına ölüme durmuşsen, bir Mahmud’un sevdası uğruna hemi? Bilirem törenizdir, giremem o dairenin hududundan içeri; saçına, tenine dokunamam; yüz süremem esvaplarına. Mahmud’umun nefesini a-lamam senden. Lakin şunu bir iyice belleyesin ki, Yezida kızımsan benim; ölüme de gitsen, ölümden de dönsen kızımsan benim, gelinimsen gözümde. Sevdanın mezhebi, dini, cinsi-cibilliyeti yoğ imiş. Havar ki Mahmud’umu yitirende öğrenmişem buni, geç kalmışam. Dilerem ki herkes erini, oğlunu, kızını yitirmeden öğrene.

 Yazan : Murathan Mungan

 Örnek Tiratlar