Kanlı Nigar 

kanli-nigar

 

 

 

 

 

 

 

 

Örnek tirat. Kanlı Nigar tiradı.

NİGAR: (Yalnız. Seyirciye) Bana kızıyorsunuz demi? Ayıplıyorsunuzdur beni. Haklısınız. Ben de utanıyorum zaten sizden. Ama, ne yapayım, işim bu benim . Mesleğim. Niye kötü yola saptın, niye Kanlı Nigar oldun diyeceksiniz. inanın, istemezdim ben de. Hiç kimse Kanlı Nigar olmak istemez, hiçbir kız, büyüsem de kötü bir kadın olsam demez. Her genç kızın hayalinde namuslu bir koca ve patiska perdeleri mis gibi sabun kokan şirin bir evcik yaşar. Ama. (Çaresizlik içinde elleirini aça ve tekrar eder)Ama. Gözümü zengin bir konakta açtım. Köyümden tarlamdan altı yaşında ayrılmıştım. Hatırladığım ilk şey adımın bitli Nigar olduğudu. Halbuki ne Nigar’ imişim ne de bitli. İsmimi küçük hanım değiştirmiş. Saçlarımı da büyük hanım kökünden kazıtıp kafama kırmızı tozlar sürmüş, olmuşum bitli Nigar. Koca evin tek sorumlusu, her hadisede tek kabahatlisi bendim. Küçük bey babasından para çalardı, gel Nigar. Şişko baldız, köfteleri yerdi, gel Nigar, kedi ciğeri kaptı, soba tüttü, saka gelmedi, musluk akmadı, kuş kaçtı, süt taştı, dam aktı, çocuk sarktı, bardak kırıldı, yemek ekşidi, yağmur yağdı, yağmur yağmadı, gel Nigar, gel Nigar, gel Nigar. Her kabak benim başıma patlardı. Büyük hanımın romatizmalarının azmasından tutun da, moskoflara yenilmemize kadar her müsiybeti bende bildiler, uğursuzmuşum. Küçük hanımdan elime elime iğne, büyük hanımdan kafama kafama muşta. Küçük beyden belime belime tekme, büyük beyden kıçıma kıçıma çimdik. Kedi bile başkasına kızardı gelir beni tırmalardı. (Birden ağlar gibi) Az çekmedim ben o ev’de. (Durgunlaşır hikayeye devam eder) Ama, boyum serpilip (Göğüslerini gösterir) şuralarım be dilim sivrileşmeye başlayınca işler değişti. Bitli Nigar gitti, yerine oh yavrum Nigar, iki gözüm evladım Nigar, öz kızım Nigar geldi, gelmez olaydı.
Bir Ağustos gecesiydi onüç yaşındaydım, sabahdan akşama kadar dünyanın çamaşırını yıkayıp sıkmaktan yorulmuş, yatağıma ölü gibi serilmiştim. Kapının açıldığını duymadım. (Ufuk çizgisine bakar ve ağlamaya başlar) Duyulduğu zaman bir hafta dayak yedim, aç bırakıldım ve bir sabah sokağa atıldım. Allah razı olsun komşumuz sofu Ayşe hanımdan. Ona sığındım, ‘’aaa kızım şeriat var kanun var, zaptiye var, hakkını ara’’ dedi, koynumdan beşi birliklerimi alıp karakola yolladı beni. Zaptiye baba adammış. (Zaptiye’ ni sesini taklit ederek) ‘’Geç içeri ifadeni alsınlar.’’
O gece sabaha kadar, ifademi almayan kalmadı. Alıştım sonunda ifade vermeye. Şimdi, sıra bende, ben dünyanın ifadesini alıyorum. Hem de (Acı gülerek) şurada, yıllarca evvelki aynı ev de ve artık ağlayan, merhamet dilenen zavallı bir kız değilim, dünyanın anasını satan Nigar’ ım, cihan yandı Kanlı Nigar, ama, gene de (Kalbini gösterir) şuramda, köyünden yeni gelmiş altı yaşlarında bir kızın ılık yüreği var, gene de herkesi seviyorum, kimseye kinli değilim.

YAZAN : SADIK ŞENDİL