Kraliçe Lear

tirat
Jane: Hayatımızda bir an gelir,bir de bakarız, görünmez bir sınırı
aşıvermişiz, hiç varmadan farkına. O zaman birden öncelik
olgunlaşmak, büyümek olmaktan çıkar. Gençleşmek, genç kalmak
alır yerini. Bir süre her şeyin daha yavaş değişmesine bile razı
oluruz. Derken bir an gelir. Bir sabah aynaya bakınca apaçık
görüveririz kendimizi…İşte ondan sonra Tanrı yardımcımız olsun.
İçimizden kopan “DUR. Gitme. Kal” çığlığı bir işe yaramaz.
Denizin gelgitini elimizle durdurmaya kalkışmak gibi. Sonra
kendimizi kandırmak için ne lazımsa yaparız: kremler, losyonlar,
bin bir değişik rejim, yoga, vitaminler,
yok bilmem ne iksirleri. 50 yaşımda, 30’umdan bin kat daha iyiydim.
Yemin ederim daha iyi
görünüyordum, kendimi de çok daha iyi hissediyordum. Ama
nâfile. Hiçbiri işe yaramıyor sonuçta. Yaşam öyle bir yolculuk ki…
“İlk kokladığımızda havayı, Ağlar haykırırız… Ağlarız
doğduğumuza, geldiğimize.
Bu koskocaman budalalar sahnesine.
Yazan : Eugene Stickland













