Gergedanlar
Eugène Ionesco’nun Gergedanlar adlı oyunu, absürd tiyatronun en çarpıcı örneklerinden biri olarak toplumsal dönüşüm, bireysel kimlik ve kitle psikolojisini keskin bir dille sorgular. Küçük bir taşra kasabasında başlayan hikâye, sıradan insanların birbiri ardına gergedana dönüşmesiyle hızla fantastik bir felakete evrilir. İlk başta tuhaf bir olay gibi görülen bu dönüşüm, kısa sürede bulaşıcı bir salgın hâline gelir ve karakterlerin çoğu, akıl yürütme kapasitesini bırakarak sürü içgüdüsüyle hareket eden birer hayvana dönüşür. Oyunun merkezinde yer alan Berenger, topluma uyum sağlamayı reddeden, sıradan ama dirençli bir figürdür. Arkadaşları, sevgilisi ve birlikte çalıştığı herkes gergedanlaşırken, Berenger insan kalmaya kararlıdır. Ionesco’nun oyun boyunca işlediği bu karşıtlık, totalitarizme, ideolojik manipülasyona ve uyum baskısına yönelik güçlü bir alegori oluşturur. Gergedanlar, absürd komedi tonunun altında giderek kararan bir atmosfer kurarak okuru ve seyirciyi tek bir soruya götürür: Çevremizdeki herkes dönüşürken, birey kendi kimliğini koruyabilir mi? Bu zamansız metin, kitleselleşmiş düşüncenin tehdidini etkileyici bir sahne diliyle görünür kılar.
Oyundan örnek tirat.
BERENGER :
Bu olay başka bir yerde, başka bir ülkede geçmiş olsaydı, olayı gazetelerden öğrenmiş olsaydık, sakin sakin tartışabilirdik; sorunu tüm yönleriyle inceler, bundan nesnel bir yaklaşımla sonuçlar çıkartabilirdik. Akademik tartışma toplantıları düzenler, bilginler, yazarlar, kanun adamları, bilgiç kadınlar, sanatçılar getirebilirdik. Sokaktaki insanları da; çok ilginç olurdu, öğretici olurdu, merakla izlenirdi. Ama insan kendisi olayın içinde olunca, kendini birdenbire olayların çarpıcı gerçeği karşısında bulunca, ister istemez kendini doğrudan ilgili görüyor, bu beklenmedik olay üzerimizde o kadar büyük bir şaşkınlık yarattı ki insan soğukkanlı kalamıyor. Ben şaşırdım kaldım, şaşırdım kaldım, şaşırdım kaldım! Bir türlü inanamıyorum.
Yazan : E. Ionesco
















