Büyük Lebowski
Coen Kardeşler’in 1998 yapımı kült filmi Büyük Lebowski (The Big Lebowski), absürt mizahı, kara film göndermeleri ve unutulmaz karakterleriyle sinema tarihine kazınmış bir başyapıttır. Film, tembel ama sevimli bir karakter olan Jeffrey “The Dude” Lebowski’nin (Jeff Bridges) yanlışlıkla aynı isimli zengin bir iş adamıyla karıştırılması sonucu gelişen tuhaf olayları konu alır. Evine giren gangsterler halısını mahvedince “The Dude”, bu hatayı düzeltmek için yola çıkar; ancak olaylar giderek bir fidye komplosuna, nihilistlerle dolu bir maceraya ve felsefi sorgulamalara dönüşür. Oyuncu kadrosunda Jeff Bridges’a John Goodman, Julianne Moore, Steve Buscemi, Philip Seymour Hoffman ve John Turturro eşlik eder. Goodman’ın öfkeli Vietnam gazisi Walter Sobchak ve Buscemi’nin saf Donny karakterleri, filmin unutulmaz mizahını destekler. Coen Kardeşler’in kendine özgü kara mizah anlayışı, film noir unsurlarıyla harmanlanarak benzersiz bir atmosfer yaratır. Büyük Lebowski, ilk gösteriminde karışık eleştiriler alsa da zamanla dev bir “cult classic” haline gelmiş, “The Dude” figürü ise modern Amerikan kültüründe bir tembellik felsefesi sembolüne dönüşmüştür. Film, kimlik, amaçsızlık ve varoluş üzerine eğlenceli ama derin bir portre sunarken, her sahnesiyle alıntılanan diyalogları ve ikonlaşmış karakterleriyle sinema tarihinde eşsiz bir yer edinmiştir.

Filmin orijinal adı : The Big Lebowski
Büyük Lebowski filmini Ak’la Kara stüdyolarında seslendiren sanatçılar :
Jeff Bridges – Ahbap : Payidar Tüfekçioğlu,
John Goodman – Walter Sobchak : Savaş Özdural,
Philip Seymour Hoffman – Brandt : Fatih Özacun,
John Turturro … Jesus Quintana : Serkan Şen,
Steve Buscemi – Theodore Donald ‘Donny’ Kerabatsos : Aydoğan Temel,
Julianne Moore – Maude Lebowski : Figen Sumeli,
David Huddleston – Büyük Lebowski : Devrim Parscan,
Bunny Lebowski : Devrim Zeynep Ateşer,
Treehorn’un Sarışın Adamı : Tugay Erverdi,
Karl Hungus’ : Hakan Altuntaş,
Marty : Gökhan Akçakara,
Şoför Tony : Tarkan Koç,
Knox Harrington : Tolga Tibet,
Yabancı : Edip Saner,
Doktor : Tarkan Koç
Malibu Polis Şefi : Erol Eren,
Da Fino : Tarkan Koç,
Corvette’in Sahibi : Murat Sarı.
Seslendirme stüdyosu : Ak’la Kara Stüdyoları.
****
Senkron Stüdyolarında seslendirilen filmi
Türkçe seslendiren sanatçılar :
David Huddleston – Büyük Lebowski : Ender Yiğit,
Jeff Bridges – Ahbap : Galip Erdal,
John Goodman – Walter Sobchak : Aziz Güngör,
Julianne Moore – Maude Lebowski : Özden Ayyıldız,
Sam Elliott – Yabancı : Zekai Müftüoğlu,
Philip Seymour Hoffman – Brandt : Uğur Taşdemir,
Steve Buscemi – Theodore Donald ‘Donny’ Kerabatsos : Erhan Türkmen,
Bunny Lebowski : Aysun Topar,
Woo, Treehorn’un Adamı : İsmail Yıldız,
Treehorn’un Adamı : Bahtiyar Engin,
Nihilist – Uli Kunkel -Karl Hungus : Gökhan Özkara,
Marty : Emin Yaraç,
Polis : Emin Yaraç,
Seslendirme stüdyosu : Senkron Stüdyoları.
Filmden örnek bir sahne :
Batının uzak bir köşesinde bir adam
yaşardı. Size ondan bahsetmek istiyorum.
Bu adamın adı Jeff Lebowski’ydi.
En azından ailesinin ona verdiği isim buydu.
Ama o bunu hiçbir zaman kullanmayacaktı.
“Bu Lebowski kendine ‘Ahbap’ derdi.”
Aslında Ahbap, benim geldiğim yerde
kimsenin kendine takacağı bir isim değildi.
Ama bu Ahbap hakkında bana, pek akla
yatkın gelmeyen pek çok şey vardı.
Aslında yaşadığı yer için de aynısı geçerli.
Ama belki de bu lanet olası yeri
bu yüzden ilginç buluyordum.
Oraya Los Angeles diyorlardı.
“Melekler şehri”.
Tam olarak böyle olmadığını anlamıştım.
Ama bazı iyi insanların da
olduğunu kabul etmeliyim.
Elbette Londra’yı gördüğümü söyleyemem.
Ve Fransa’ya da hiç gitmedim.
Ya da birinin dediği gibi gidip
görmediğim yer kalmadı da diyemem.
Ama şunu söyleyebilirim. Los Angeles’ı gördükten sonra ve
anlatmak üzere olduğun hikâyenin ardından…
tüm diğer o yerlerde sizi sersemletecek
şeylerden birazını yaşadım.
Üstelik hepsi İngilizceydi.
Yani artık gözüm açık gitmeyeceğim.
Tanrı’nın beni kazıkladığını
hissetmeme gerek yok.
Şimdi size anlatmak üzere olduğum bu hikâye,
doksanların başında bir zamanda geçiyor.
Tam da Saddam ve Irak’la
çatışmaların başladığı dönemde.
Bundan bahsettim çünkü
bazen bir adam vardır.
Buna kahraman demeyeceğim.
Hem kahraman nedir ki?
Ama bazen bir adam vardır ki burada Ahbap’tan bahsediyorum.
Bazen bir adam vardır.
Tam zamanının ve yerinin adamıdır.
Tam olarak oraya uyar.
Ve işte Los Angeles’ta bu adam Ahbaptır.
Bu çok tembel bir adam da olabilir.
Ve Ahbap bu tanıma kesinlikle uyar.
Bir ihtimal Los Angeles bölgesinin en tembelidir.
Bu da onu dünyanın en tembelleri
arasında ilk sıralara taşımaya yeter.
Ama bazen bir adam vardır.
Ne söyleyeceğimi unuttum işte.
Ama, Neyse. Onu yeterince tanıttım zaten.
( filmden alıntı )













